MLKP 5. Kongresi Açıklaması
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

Haramilerin Saltanatını Yıkacağız!

İşçiler, Kadınlar, Gençler!

Kendini işçi sınıfı ve halklarımızın kurtuluşuna adamış partimiz 5. Kongresini başarıyla gerçekleştirdi. Özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşu, Enternasyonal marşı ve sloganlarla 19 Kasım'da açılan kongremiz, 1 Aralık'ta yine Enternasyonal marşı ve sloganlarla sona erdi.


Gizli ve yasadışı temelde örgütlenmenin yarattığı sayısız engeli kararlılıkla aşarak toplanan MLKP 5. Kongresi, partimizin, kendini üretiş tarzı olan kolektivizme bağlılığının yeni bir örneğidir. Hazırlık çalışmaları sosyalist demokrasi temelinde yürütülen kongremizin kendisi de güçlü bir sosyalist demokrasi platformu oldu.


Enerjik bir kafa emekçiliği sergileyen ve eleştirel devrimci yöntemi büyük bir canlılıkla kullanan

delegelerin hayat verdiği MLKP 5. Kongresi, Merkez Komitesi'nin sunduğu örgütsel ve siyasi çalışma raporunu tartışarak, 4. Kongre sonrası dönemde Merkez Komitesinin faaliyetlerini ve partimizin politik, örgütsel, ideolojik, teorik gelişimini değerlendirdi.


İşçi sınıfı, Kürdistan, kadın özgürlük cephesi, emekçi memurlar, yeraltı örgütlenmesi, politik askeri

mücadele, kitle çalışması cephesi, gençlik, basınyayın, kültürsanat, demokratik Alevi hareketi, halkçı demokratik cephe gündemleri başta olmak üzere, savaşımın değişik alanlarındaki parti pratiğini ve merkez komitesinin tüm bu çalışmalara önderlik düzeyini görüştü.


Eleştiri ve tartışma özgürlüğünün etkin biçimde kullanıldığı oturumlarda, Kongremiz, politik islamcı egemenlik koşullarında faşist rejimin yapısında meydana gelen değişiklikleri ve emperyalist

küreselleşmeyi de ele alıp çözümledi. 6. Kongreye kadar izleyeceği çizgiyi ve çeşitli cephelerinin

gelişim perspektiflerini belirledi, bu temelde yönlendirici kararlar aldı. Sosyalist demokrasinin ve

özeleştirinin devrimci şiddetinin geliştirici gücü tüm bu tartışmalar içinde bir kez daha ortaya çıktı.


5. Kongremizin değerlendirme ve kararları, MLKP'nin faşist diktatörlüğe, inkarcı sömürgeciliğe karşı daha büyük mücadelelere atılma kararlılığını, işçi sınıfının öncü müfrezesi olarak, kapitalizmin, ırkçı şoven diktatörlüğün ve erkek egemenliğinin ezdiği kadınlar, Kürt ulusu, aleviler başta olmak üzere, değişik inançlar, ulusal topluluklar, emekçiler ve yoksullar karşısındaki devrimci sorumluluklarına, komünist bir yapı olarak dünya işçi sınıfı ve ezilenleri karşısındaki enternasyonalist görevlerine sımsıkı bağlılığını ortaya koydu.


İşçiler, Yoksullar, Ezilenler, Emekçi Halklarımız!

AKP hükümeti ve diktatör Erdoğan, Türk, Kürt, Çerkes, Laz, Gürcü, Süryani, Rum, Ermeni, Arap,

Boşnak, Roman işçi ve emekçilerine, kadınlara, gençlere, aydın ve sanatçılara, devlet mezhebini,

devlet dinini kabul etmeyen inanç topluluklarına, onur ve özgürlük, adalet ve eşitlik isteyen

halklarımıza kan kusturmaya hazırlanıyor.


Sırtını 12 Eylül'ün faşist devlet kurumlarına, faşist 12 Eylül anayasasına ve yasalarına dayamış,

politik islamcı faşist polisi, ırkçı faşist generalleri ve sivil bürokrasiyi seferber ederek, söz, basın,

örgütlenme, toplantı, eylem ve halkların ulusal kaderini tayin özgürlüğü yolunda büyük bedellerle

kazanılan ne varsa geri almak istiyor.


Faşist politik islamcı katiller sürüsü DAİŞ'i ve öteki halk düşmanlarını destekleyerek, bölgede

yükselen onurlu ve özgür yaşam filizini yoketmeye, halkların kardeşliğini hançerlemeye çalışıyor.


Boğazına kadar yalana, zulme, hileye batmış bu hırsız ve rüşvetçiler, ahiret diye diye, mal, mülk,

servet ve saltanat peşinde koşan bu arsız yağmacılar, sermayeyi işçi kanıyla besleyen bu sömürü

düzeni zebanileri, gençlerin ağızlarını bantlamak isteyen bu hak ve özgürlük düşmanları, bu vicdansız çocuk katilleri, bu kadın katliamı himayecileri, bu doğa katilleri artık maskelerinin arkasına sığamıyorlar.


Bütün bunlara sessiz kalmak, örgütlenmemek, güçlerini birleştirmemek, cesaretle mücadeleye atılmamak onurundan, insanlığından, mutluluk hakkından vazgeçmektir.


Soma'da katledilen işçilerin, Roboski'de katledilen çocukların, dörtbir yanda katledilen kadınların haykırışlarına kulağınızı kapatamazsınız. Ceylan'ın, Uğur'un, Berkin'in, Nihat'ın çocuk gözlerine bakmaktan kaçamazsınız. Haziran ayaklanmasında, 6-8 Ekim serhildanında omuz omuza durduğunuz ölümsüzlerin anısını çiğneyemezsiniz. İşsizlik, işgücünün yağması, yoksulluk, vergi soygunu çarkının yarattığı kitlesel acılara sırtınızı dönemezsiniz. Doğal ve tarihi çevrenin tahrip edilmesine seyirci kalamazsınız. AKP'nin silahlandırdığı, himaye ettiği faşist DAİŞ'in kadınlara uyguladığı tecavüz işkencesi, Kürt, Arap, Ezidi, Süryani, Türkmen halkımızı hayvani bir katliamdan

geçirişi karşısında kalbinizin perdelerini indiremezsiniz.


Rojava'da Kürt emekçilerinin öncülüğünde yürütülen halkların ulusal özgürlük ve eşitlik mücadelesine, Şengal'deki yiğit direnişe sırtınızı dönemezsiniz. Rojava devrimini savunmak ve Kobanê'nin inşası çalışmalarına omuz vermek, Şengal barikatında yer almak işçi, emekçi onurunun gereğidir. Bu onurdan yoksun kalmayı kabul edemezsiniz. Emekçi insanlığın en iyi geleneklerini bir

kenara bırakamazsınız.


Susmayın. Boyun eğmeyin. Onur ve özgürlük için, adalet ve halklara eşitlik için, sömürüsüz, insani, mutlu bir yaşam için ayağa kalkın. Faşist yasa ve yasakları fiili meşru mücadeleyle işlemez hale getirin. Faşist devlet terörüne ve sivil faşist saldırılara karşı koyma hakkınızı kullanın, bunun araçlarıyla donanın. İnsanın insana köleliğinin, işsizliğin, horlanmanın, yoksulluğun, evsizliğin, ezilmenin, inkar edilmenin, çilenin, kahrın, çaresizliğin yok edilmesi için sesinizi yükseltin, gücünüzü harekete geçirin. Kurtuluş ellerinizdedir.


Kardeşler!

Haziran ayaklanması ve 6-8 Ekim serhildanı başta olmak üzere, Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki kararlı savaşımında, Serêkaniyê, Kobanê ve Til Temir'deki şehitleri şahsında Rojava devriminin savunulması ve Şengal direnişindeki pratiğinde görüleceği gibi, MLKP, özgürlük ve sosyalizm savaşımının feda bölüğü olarak, sizleri, katılmaya, büyütmeye çağırdığı bütün mücadelelerin ön mevzilerinde konumlanacaktır. Onu tüm kavgalarda yanıbaşınızda bulacaksınız. 5. Kongresiyle kararlılığını bileyen ve daha büyük iddialarla harekete geçen MLKP'nin saflarında birleşin. Çağrılarını destekleyin, çevrenize yayın. Emeğinizle, bilginizle, cesaretinizle, yeteneklerinizle, olanaklarınızla, dualarınızla, MLKP'nin, kapitalist sömürüye, faşist diktatörlüğe, inkarcı sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı mücadelesine omuz verin.


5. Kongreyle Devrimci Atılıma!

Kahrolsun Kapitalist Sömürü Düzeni!

Kahrolsun İnkarcı Faşist Diktatörlük!

Tek Yol Devrim Yaşasın Sosyalizm!

Yaşasın Dünya Devrimi!


9 Mart 2015

MLKP Merkez Komitesi


--

Mart 2015


5. Kongre Kararlarının Devrimci Hedefleri

MLKP, kendini kolektivizm temelinde üreten bir partidir. O nedenledir ki, tartışma ve eleştiri

özgürlüğü üyelerinin sahip olduğu hakların en değerlisidir. Komünist öncü 5. Kongresiyle sosyalist

demokrasinin ve kolektivizmin yeni bir örneğini varederek, bu zeminde, önündeki sorunların

tanımlanmasında, çözüm yol ve yöntemlerinde çok yüksek bir irade birliği sağladı.


Partimizin dönem içindeki ideolojik, siyasi, örgütsel kazanım ve başarılarını, gerilik ve zayıflıklarını, yeni süreçteki görev ve sorumluluklarını, Türkiye ve Kürdistan'daki siyasal, toplumsal durumu ve yakın gelecekte bu konulardaki gelişmelerin alabileceği biçimleri, bölgedeki ve dünyadaki politik ve iktisadi gelişmelere bağlı görevleri tartışan Kongremiz, ulaştığı devrimci sonuçlarla özgürlük ve sosyalizm savaşımımıza yeni ufuklar açtı.


Haziran ayaklanması ve Rojava devrimi ruhuyla gerçekleştirilen MLKP 5. Kongresi,

değerlendirmeleri, kararları ve perspektifleriyle, partimizin, ölümsüzlerimize ve tüm devrim şehitlerinin ideallerine bağlılığının yeni bir ifadesi oldu. Komünist öncünün devrimi örgütleme görüş açısını geliştirdi, irade ve kararlılığını biledi.


5. Kongre, bir kez daha MLKP'nin bir özeleştiri gücü olduğunu ortaya koydu. Hatalarını kavramak ve aşmak, değişmek, yenilenmek, daha güçlü niteliklerle donanmak için devrimci özeleştiriyi yardıma çağırarak zengin tartışmalar yürüttü.


5. Kongremiz, komünist öncünün, daha sonra, bir bölümü kısmen, bir bölümü büyük ölçüde aşılan,

Merkez Komitesi'nin iç örgütlenme, önderlik anlayışı ve çalışma tarzı konusunda 4. Kongre sonrası

yaşadığı ve bütün partiyi derinden etkileyen kritik hatalar, iradesizlikler, başarısızlıklar,

Gelişimini 4. Kongre kararları temelinde yönetememe,

Parti anlayışındaki gelişmeleri pratikleştirmede, partiyi farklı işlevli ve farklı biçimli örgütler ve cepheler toplamı olarak yükseltmede irade birliği zayıflığı, tutukluk ve zikzaklar,

Partinin politik önderlik ve politik mücadele anlayışının, tarzının uygulanmasında geriye düşüş, Manevi birlikte, yoldaş devrimcilik atmosferi ve ilişkilerindeki zayıflama,

Örgütlülük düzeyinin düşüklüğü,

Kadro politikasında, ideolojik ve siyasi bakımdan niteliksel gerilemelere uğrayanlarla uzlaşma biçimindeki, parti yaşamını şiddetle etkileyen ağır hatalar,

Politik askeri cepheyle etkili bir politika yapmadaki başarısızlık,

Değişik cephelerde büyük emek ve bedellerle kazanılmış kurum ve mevzilerin dağıtılışına müdahale edilmemesi, bunun sorumluluğunu taşıyan tasfiyecilerden hesap sorulmaması,

Gençlik örgütünün ideolojik çözülüşüne ve örgütsel dağılışına seyirci kalınması başta olmak üzere bir dizi konuda özeleştiriler temelinde yeni dönem perspektifleri geliştirdi.


Kongremiz, başlatılan, fakat hedefe ulaşmayan yürüyüşün tamamlanmasını, MLKP'nin farklı işlevli, farklı biçimli örgütler ve cepheler toplamı olarak var edilmesi direktifini verdi. Bu, parti önderliğinden güçlü bir irade istemek kadar, profesyonel devrimci düzeyin yükseltilmesi, kadrolaşma faaliyetinde başarı çıtasının birkaç misli yükseltilmesi görevlerinin üstesinden gelinmesini gerektiriyor.

Devrimin örgütlenmesinde, siyasi koşulların gerektirdiği ve ideolojik değerlerimizle çelişmeyen yasal yasadışı, barışçıl kitle şiddetine dayalı, silahsız-silahlı tüm mücadele araç ve biçimlerinin birbirini bütünleyecek tarzda kullanılmasında ustalık, başarı ve süreklilik direktifi veren 5. Kongremiz, yeraltı ve politik askeri örgüt ve biçimleriyle politika yapmayan bir partinin, faşist diktatörlük ve inkarcı sömürgecilik koşullarında devrimi örgütleyemeyeceğine dikkat çekerek, MLKP'nin yeni dönem faaliyetlerinde bu konuda geride kalan dönemden daha güçlü bir varoluş sergilemesini kararlaştırdı.


5. Kongre, aynı zamanda Kürdistani bir güç olan partimizin, örgütlenme ve siyasi mücadele perspektiflerinde Kuzey parçasıyla sınırlanmaması, Kürdistan bütününe dayanan bir sosyalist yurtseverlik anlayışıyla hareket edilmesi ufkunu açtı. Kendini böyle tanımlayan veya nesnel olarak (kendiyle ilgili tanımının dışında, ulusal demokratik talepler ve ulusal özgürlük talebiyle pratik ilişkilenişi zemininde) belirli bir ulusu temel alan Türkiye ya da Kürdistan partilerinin, örgütlerinin klasik varoluşunun ötesinde, MLKP'nin Türkiye ve Kürdistan birleşik partisi niteliğinin güçlendirilmesini, partinin uluslararası imzasındaki, "Türkiye/Kuzey Kürdistan" ifadesinin, "Türkiye/Kürdistan" olarak değiştirilmesini, Kürdistan Örgütünün bu temelde yeniden düzenlenmesini kararlaştırdı.


Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da birleşik mücadelenin ve halkçı demokratik cephenin geliştirilmesi,

bölge devriminin ilerletilmesi için bölgesel mücadele birlikleri ve enternasyonal çabalarının

yoğunlaştırılması kararlarını alan, partimizin tüzük ve programında çeşitli değişikler yapan MLKP 5. Kongresinin, MK Çalışma Raporunu ve bir kısmına yukarıda özsel olarak değinilen çeşitli kararlarını, perspektiflerini örgütsel güvenlik nedeniyle dışta tutarak, politik gelişmeler ve rejimin yapısı, emperyalist küreselleşme, antikapitalist müslümanlar hareketiyle ilişkiler, Serhat Yıldız yoldaşla ilgili değerlendirme ve kararlarını bu sayımızda tam metin halinde sunuyoruz.


Politik Gelişmeler Ve Rejimin Yapısı


1) Rejimin faşist niteliği değişmemiş ancak yarı askeri biçimi ortadan kalkmıştır. Kürt ulusal devrimci savaşımı, politik özgürlük için mücadele eden işçi-emekçi kitleler, demokratik Alevi hareketi ve bütün bunlar zemininde politik islamcı hareket yarı askeri faşist diktatörlüğü yönetememe krizine itti. Sermaye oligarşisi “değişim” programıyla bu sürece müdahale etti ve krizi aşmaya çalıştı. Tüm bu sürecin toplamı olarak ortaya çıkan AKP hükümeti, bu hükümete ABD ve AB desteği, 2004'ten itibaren yeniden sahne alan ve giderek yükselen ulusal demokratik hareket, işçilerin ve ezilenlerin büyüyen politik özgürlük mücadelesi koşullarında rejimin iç yapısında değişim oluştu.


2007 genel seçimleri sonrasından başlayarak generaller partisi gerilemeye, giderek çözülmeye

uğradı, sermaye oligarşisi ve politik islamcı AKP'nin rejim üzerinde dolaysız etkisi gelişti, güçlendi.

MGK içindeki güç paylaşımı değişti. Rejim yarı askeri karakterini kaybetti. Yarı askeri faşist diktatörlük, faşist diktatörlük biçimini aldı.


Bütün bu gelişmeler politik islamcı hareketi rejim krizinin dinamiklerinden biri olmaktan çıkardı. Bu durum aynı zamanda, henüz bir ideolojik çevre durumunda olsa da, politik islamcı güçler ve

Müslüman kitleler içinde kaderini ezilenlerle birleştirme eğilimindeki grupların doğuşunu koşulladı.

Belirli mevzilerde burjuva reformlarla geri adımlar atılsa da devlet aygıtının faşist merkezi yapısı

daha da güçlendirilmekte, polis, MİT, ordu, yargı bu temelde yeniden örgütlenmektedir.


2) AKP, emperyalizmin ve sermaye oligarşisinin çıkarları doğrultusunda bu geçiş sürecinin siyasi yönetimini yürüttü. Bu sürecin belli bir aşamasında AKP, hükümet gücünün ötesine geçerek, devlet iktidarında belirleyici bir güç haline gelmeyi amaçladı ve bu yönde ilerledi. Bu yönelim AKP'yi sermaye oligarşisiyle kimi açılardan karşı karşıya getirdi. Keza, onu bir iktidar bloğu zemininde ittifak yaptığı F. Gülen cemaatiyle de sürtünmeye itti. Yeni güç dengeleri ve ittifakların oluştuğu krizli bir süreç ortaya çıktı. Haziran Ayaklanmasını takip eden süreçte 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla egemen sınıf bölüklerinin birbirlerine karşı devlet mevzilerini kullanarak savaştıkları bir iç iktidar mücadelesi baş gösterdi. Bu durum devlet krizine dönüştü. Devlet krizi halen sürmekte ve devlet bünyesindeki bu yarılma, devrimci olanakları misliyle artırmaktadır.


3) Sermaye oligarşisinin AKP eliyle yürüttüğü, rejim krizini burjuva yoldan aşma hedefli “değişim”

programı başarısızlığa uğramıştır. Bu nedenle rejim krizinin devrimci krize dönüşmesinin olanakları

daha fazla birikmiştir. Yakın tarihin rejim krizine ek olarak, cumhuriyet tarihinin bütün sorunları

birikerek yığılmıştır. Bunlar devrimci çözümü yegane seçenek olarak öne çıkarmaktadır.


4) Haziran Ayaklanması, birikmiş bütün bu çelişkilerin politik özgürlük sorunu etrafında patlak verişi ve alttan alta gelişmekte olan devrimci durumun açığa çıkışıdır.


Kürdistan devriminden ayrı olarak, Türkiye'de de bir devrimci durum ortaya çıkmış bulunuyor. Egemen sınıfların eskisi gibi yönetemez hale geldikleri ve bunun bir devlet krizi biçiminde somut biçim aldığı, ezilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemediği ve bunu büyük kitle mücadeleleri biçiminde pratik eylemli bir reddiye düzeyinde ortaya koydukları Türkiye'de bir devrimci durum ortaya çıkmıştır. Haziran'da ortaya çıkan devrimci durumun bir devrimci yükselişe dönüştürülmesinin koşulları mevcuttur. Bunun gerçekleştirilmesi, devrimci parti ve örgütlerin iradi hazırlık ve müdahalesi ve keza halk kitlelerinin bilinç ve eylem düzeyinin bu yönde derinleştirilmesiyle mümkün olabilir. Dönemin temel görevi, bütün ilerici, devrimci, halkçı güçlerin, bütün ezilen halk kesimlerinin “politik özgürlük” bayrağı altında birleştirilerek faşizmin karşısına dikilmesidir.


5) Kürt ulusal özgürlük hareketinin kendisini sömürgeci faşist rejime eylemli biçimde dayatmasının

sonucu olarak, devlete geri adım attırmasıyla başlayan görüşmeler süreci, devletin Abdullah Öcalan

şahsında Kürt ulusal varlığını tanımak zorunda kalması ve keza inkarda geri adım atması bakımından halklarımızın bir kazanımıdır. Görüşmeler ve çift taraflı ateşkes süreci Türk şovenizminin nispi gerilemesine yol açtı. Süregiden çift taraflı ateşkes ulusal demokratik savaşımın eseridir.


Görüşmelerin gerçek bir müzakere sürecine dönüşmesi ve keza yürüyen bu görüşmelerin

halklarımız lehine sonuçlar vermesi bu sürece müdahale eden kuvvetlere bağlıdır. Kürt ulusal kolektif haklarının elde edilmesi görüş açısından “emekçi çözüm” hedefiyle bu sürece müdahale etmek görevi Partimizin önünde durmaktadır.


6) İnkarcı sömürgeci faşizm, Kürt ulusal özgürlük hareketini tasfiye etme temel hedefinden

vazgeçmemiştir. Görüşmeler sürecinde de sorunun “bireysel kültürel haklar” çerçevesinde en geri

zeminde “çözümünü” dayatmaktadır. Keza, bir yandan görüşmeler sürerken, diğer yandan kalekol ve baraj inşaatlarıyla sömürgeciliği sağlamlaştırmaya, sermaye oligarşisinin Kürdistan'a nüfuz etmesi için koşulları olgunlaştırmaya çalışmaktadır.


Kürt ulusal özgürlük hareketi ise kolektif ulusal demokratik haklar talebini yükseltmektedir. Kürt

hareketinin bu süreçte gündeme getirdiği “demokratik özerklik” sömürgeciliğin sınırlandırılması

projesidir.


Kürt ulusal sorununun bütün kapsamıyla çözümü, yani sadece inkarın değil, sömürgeciliğin de

yenilmesi, demokratik halk devrimi ve sovyet cumhuriyetler birliği yolundan mümkün olacaktır.


Emperyalist Küreselleşme

Program Maddelerine Ekler


* Uluslararası tekellerin ve bunların en büyükleri olan dünya tekellerinin üretim, ticaret ve sermaye

ihracında, bütünleşik dünya pazarı üzerinde tam hakimiyet kurmasıyla karakterize olan, üretim

sürecinin de küreselleştiği, spekülatif sermayenin toplam sermaye hareketi içinde belirgin konum

kazandığı, uluslararası tekellerin ve emperyalist devletlerin dünya pazarı üzerinde şiddetli bir rekabete giriştikleri ve bu rekabet temelinde dünyayı yeniden paylaşma mücadelesine giriştikleri, yeni sömürgeciliğin, daha ağır bir boyunduruk biçimi mali ekonomik sömürgeciliğe dönüştürüldüğü bugün, bu ayırt edici özellikleriyle dünya kapitalizmi emperyalizmin bir evresine, emperyalist küreselleşme evresine ulaşmıştır.


* Devrim, emperyalist zincirin en zayıf halka ya da halkalarında patlak verebileceği gibi, emperyalist kapitalizmin günümüzde ulaştığı düzey, bölge devrimleri olanağını da yaratmıştır. Aynı durum, tek tek ülke devrimlerinin bölge devrimlerine ve dünya devrimi dalgalarına dönüşmesinin nesnel koşullarını olgunlaştırmakta, birçok ülkede birbirini tetikleyen devrimler olasılığını güçlendirmektedir.


* Emperyalist küreselleşme evresinde proletaryanın safları genişlemiş, enternasyonal kimliğinin

maddi zemini güçlenmiş, kol ve kafa emeğinin toplumsal konumları arasındaki fark zayıflamış,

proletarya ile nüfusun proleter olmayan ezilen ve sömürülen emekçi katmanları birbirlerine daha fazla yakınlaşmış, işçi sınıfının diğer ezilenleri kendi programı etrafında birleştirme olanakları güçlenmiştir.


Tanım ve değerlendirmeler

1) 20. yüzyılın ilk yarısında tek tek ülke pazarlarından oluşan dünya ekonomisi, bugün uluslararası

tekellerin egemenliğinde bütünleşmiştir. Bu durum, dünya pazarı üzerinde hakimiyet kavgasına,

sermayenin devasa boyutlarda merkezileşmesine ve bölgesel bloklaşmalara yol açmaktadır.


2) Emperyalist küreselleşme döneminde üretimin dünyasal çapta örgütlenmesi, işgücünü de

uluslararası düzeyde toplumsallaştırmıştır. Böylece kapitalist üretim biçiminin tüm temel çelişkileri

uluslararasılaşmış, dünya çapındaki sorunlar haline gelmiştir.


3) Uluslararası tekeller 20. yüzyılın birinci yarısında da vardı, ama tek tek ülkeler ve dünya

ekonomisinde belirleyici konumda değildiler. Bugün ise, uluslararası tekellerin en büyükleri birer dünya tekeline dönüşmüş olup, dünya ekonomisinin temelini oluşturmaktadır.


4) Günümüzde, mali sermayenin sınai sermaye üzerindeki üstünlüğü kesin egemenliğe varmış,

bunun sonucu olarak mali ve spekülatif sermaye yatırımları büyük oranda genişlemiş, spekülatif

sermaye hareketi, mali sermayenin karakteristik bir özelliğine dönüşmüştür.


5) Tek tek ulusal pazarların yerini bütünleşmiş bir dünya pazarına bıraktığı, bu pazarda da rekabetin

giderek 200 dünya tekeli arasında şiddetlendiği, devlet aygıtlarının dünya tekellerinin emrine verildiği, uluslararası burjuva hukukun buna göre düzenlendiği emperyalist küreselleşme evresinde, gerek emperyalist ülkeler arası ilişkiler, gerekse maliekonomik sömürge ülkelerin emperyalist ülkelerle ilişkileri bütünleşmiş dünya pazarı gerçekliği koşullarında şekilleniyor.


6) Emperyalist küreselleşme evresinde, üretimin uluslararasılaşması ve ekonomik bütünleşme

eğiliminin ilerlemesi, ulus devletin maddi temelini daraltıyor. Ekonomik bütünleşme süreci ve

uluslararasılaşma gerçekte ulusal sınırlarla bağdaşmaz, tüm ulusal ekonomilerin karşılıklı

bağımlılığını” getirir, uluslararasılaşan toplumsal üretimi birlikte planlayıp, üretici güçlerin gelişmesi önündeki engelleri kaldıracak “enternasyonal devlet” biçimlerini gerektirir.


Ancak sermayenin ve üretimin mülkiyetinin özel nitelikte olması, uluslararası tekellerin doğdukları

ulus devletleri korumaktan öte, dünya çapında politik ve askeri açıdan güçlendirmelerini kaçınılmaz

kılıyor. Özel mülkiyet düzenine bekçilik görevi, içte işçi sınıfına karşı burjuvaların egemenliğini koruyan burjuva ulus devleti güçlendirmeyi ve uluslararası tekellerin dünya çapındaki egemenliği ve rekabeti için, emperyalist ulus devletleri politik, askeri açıdan güçlendirmeyi koşullandırıyor.


Her uluslararası tekelin ve dünya tekelinin merkez karargahı, merkez üssü, tekelin menşei olarak

geldiği kendi ülkesidir. Uluslararası tekeller arasındaki şiddetli rekabet, kapitalist devletlerin, savaş ve ittifak politikalarının ana dinamiğidir.


7) Emperyalist küreselleşme koşullarında, antiemperyalist mücadele ile antikapitalist mücadele,

proletaryanın demokratik ve sosyalist görevleri daha fazla içiçe geçmiştir. Demokratik devrimlerin hızla sosyalist devrimlere dönüşmesinin maddi koşulları olgunlaşmıştır.


Üretimin dünya çapında örgütlenmesi ve üretici güçlerin dünya ölçeğinde toplumsallaşması, buna

karşın üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin bir avuç dünya tekelinin elinde yoğunlaşması sınıflar arası eşitsizliği derinleştirmekte, emek-sermaye, devlet-halk çelişkilerini dünya çapında

keskinleştirmektedir. Bu aynı koşullar sosyalizmin maddi teknik temelini bir başka deyişle toplumsal devrim koşullarını dünya çapında elverişli hale getirmektedir.


8) 2007-2008'de patlayan dünya ekonomik krizi, kapitalizmin varoluşsal krizinin şiddetli bir

dışavurumudur. Sermayenin üretici güçleri geliştirme yeteneğini yitirmesi, dolayısıyla tarihsel varoluş temelinin çözülmesinde karşılık bulan bu durum, burjuva üretim ilişkilerinin ekonomik, politik ve ideolojik krizini ifade eder.


Kapitalizmin varoluş krizi, sermaye üretimine dayalı toplum biçiminin daha fazla sürdürülemeyeceği bir noktaya vardığını, kapitalizmin tarihsel miadını doldurduğunu ve insanlığın sırtındaki bu kamburun proletarya önderliğindeki sosyalist devrimler yoluyla bir an önce sökülüp atılmasının zorunlu olduğunu, bunun başarılamaması halinde burjuvazinin işçi sınıfı ve ezilenleri çok daha barbar ve onur kırıcı koşullara mahkum edeceğini gösterir.


9) Bu koşullar altında “dünyanın bütün işçileri ve ezilenleri birleşin!” şiarının yükseltilmesi, diğer

ezilen ve sömürülen kesimleri işçi sınıfının önderliği etrafında birleştirme olanaklarını değerlendirmek bakımından önemlidir.

...

 

 

 

 

 

 

Marksist Leninist Komünist Parti Türkiye / Kuzey Kürdistan

 

Parti Ve Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!

Komünist Gençlik Örgütü
 
Komünist Kadın Örgütü
   
Fakirlerin Ve Ezilenlerin Silahlı Kuvvetleri
 
Kürdistan Örgütü

 

 

     Güncel

27.01.20 / TKŞ'den Kobanê Zaferi Açıklaması

Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz

26 Ocak 2015 DAİŞ'in ilk büyük yenilgisini aldığı gündür! Sömürgeci Türk devleti ve DAİŞ Kobanê'de başlayan Rojava ulusal demokratik devrimini Kobanê'yi işgal ederek ezmek istedi. Faşist Erdoğan kendinden emindi, DAİŞ çetelerine çok güveniyordu, bir kaç gün içinde Kobanê düşecekti. Plan sömürgeciliğe aitti, silahları, parayı, çeteleri hepsini o ayarlıyordu. Onun için çıktı televizyona ve 'Kobanê düştü düşecek' dedi. Ama Kobanê'de halk devriminin fedai kahramanları vardı: Arin Mirkan ve Sarya Özgür gibi kadın komutanlar; Heval Numan, Dıjvar, Çekdar, Berxwedan, Serxwebun ve daha yüzlerce fedai savaşçı; Paramaz, Elişer ve Algan Zafir gibi komünistler Kobanê zaferini bedenleriyle tuğla tuğla ördüler. Türkiye ve Kürdistan halkları direnişi sahiplendi, yüzlercesi seferberlik çağrısı ile Kobanê direnişine koştu. 20 Temmuz'da Pirsus'ta şehit düşen 33 genç komünist bize gösterdi ki, daha geride Kobanê için seferber olacak yüzler-binler vardı.

Kobanê'nin direndiğini ve direnişle özgürleştirildi. Kobanê zaferi Rojava devrimini güvence altına alırken, DAİŞ'in yenilgi sürecini de başlattı. Rojava-Kuzey Suriye halkları ilk kez DAİŞ'in yenilebileceğini gördüler ve başta Araplar olmak üzere Kuzey Suriye halkları devrime kitlesel biçimde katılmaya başladılar. Kobanê zaferi ile birlikte Girê Spi özgürleştirildi, Mınbiç, Tabqa-Tişrin ve sonra çetelerin başkent ilan ettikleri Rakka özgürleştirilerek devrim topraklarına dahil edildi. Politik islamcı faşist DAİŞ son olarak Deyr ez Zor'da kuşatıldı, Baxoz'da nihai olarak ezildi.
DAİŞ'le birlikte Türk devletinin planlarının da çöle gömüldü. DAİŞ sonrası emperyalistler arası çelişkilerden faydalanarak sömürgeci Türkiye doğrudan kendi ordusu ile Rojava devrimine karşı saldırıya girişti. Erdoğan Putin'e her türlü rüşvet ve tavizi vererek Ruslarla anlaşıp Efrîn'e saldırdı. Bu saldırıya karşı Efrîn halkı ve rojava devriminin devrimci ordusu direndi. Bu kahraman fedai direniş karşısında NATO'nun en büyük ikinci ordusu dedikleri işgalci ordu iki ay Efrîn'e giremedi.

Emperyalistlerin göz yummasından aldığı cesaretle faşist Erdoğan yüzünü Cizir bölgesine çevirdi. ABD ve Rus emperyalistleriyle yürüttüğü pazarlıklar sonrası Girê Spi ve Serêkaniyê'ye saldırdı. Fırat'tan Dicle'ye kadar tüm Rojava topraklarını işgal etmeyi hedefliyordu. Girê Spi ve Serêkaniyê'deki direniş bu yayılmacı planları bozdu. Ayn İsa ve Til Temir cephelerinden ileriye gidemedi. Ne elindeki teknik ne de para ile satın aldığı başıbozuklar çetesi direniş duvarını aşamadı.
Efrîn hala direniyor, Girê Spi-Serêkaniyê direniyor. Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz. İşgalcileri topraklarımızdan söküp atmak için devrimci savaşımımızı yükseltelim! Biz kazanacağız, Rojava-Kuzey Suriye Halkları kazanacak.

 
Komünist Devrimci Hareket (Tevgera Komunist a Şoreşger- TKŞ )


27.01.20 / Kobanê Halkları Zaferi Kutladı

Kobanê'de Arap ve Kürtlerden oluşan binlerce kişi, Kobanê'nin DAİŞ çetelerinden kurtuluşunun 5'inci ve Kobanê Özerk Yönetimi'nin 6'ncı yıl dönümünü DAİŞ çetelerine karşı yoğun çatışmaların yaşandığı Şehit Egid Meydanı'nda kutladı.

"Tutumunuzda vefakar olun, Kobanê dünya direnişinin başkentidir. Dünya bugün imha tehditleriyle karşı karşıya" şiarıyla düzenlenen kutlamalara Kürt ve Arap halklarının yanı sıra PYD , JKŞ , Kongre Star, TKŞ , TEV- DEM, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Temsilcileri, Minbic ve Gire Spi'den çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

Bölgedeki kadın kurumları ve hareketleri adına konuşan Fırat Bölgesi Yasama Meclisi Eşbaşkanı Fewziyê Ebdi, "Kobanê insanlığın ve barışın simgesi oldu" dedi.
Ebdi, "Suriye, Türk devletinin bölgeye yönelik tehditlerine karşı sınırlarını korumalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye'ye ilişkin anlaşmalar yapan Rusya ve ABD'yi Türk devletinin tehditlerine son vermeye ve göçmenlerin bölgeye güvenli bir şeklide geri dönebilmesi için gerekli koşulları sağlamaya çağırıyoruz" diye belirtti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kadın Komitesi Başkanı Cihan Xidro, "Kobanê'nin özgürleştirilmesi tarihi bölge halkı için bir kıvılcımdır. Kobanê direnişi halkın iradesinin askeri araçlardan daha güçlü olduğunun göstergesidir. DAİŞ'i destekleyen ve farklı gerekçelerle bölgeyi işgal etmeye çalışan Türk devletine karşı direniş devam ediyor" diye belirtti.
Minbic Demokratik Sivil Yönetimi Temsilcisi, Kobanê yönetimine direnişlerinden dolayı ödül verdi.

Etkinlikte müzik grupları Kürtçe ve Arapça şarkılar söyledi.


21.01.20 / MLKP'nin 'Dema Baranan' Belgeseli Tamamlandı

MLKP'nin umut ve zafer yüklü devrim yürüyüşünden bir kesit olarak Yapıcılar Film Kolektifi tarafından hazırlanan "Dema Baranan" belgeseli tamamlandı.

Çekimleri Rojava ve Medya Savunma Alanları'nda gerçekleştirilen belgesel filmde, MLKP'nin 25 yıllık tarihinin yanısıra devrim stratejisi ve politik askeri mücadeleye bakış açısı anlatılıyor. Belgesel için kamera karşısına geçen komünistler, MLKP'nin Türkiye-Kürdistan devriminin yanısıra bölgesel anlamda Ortadoğu devrimine bakış açısını aktarıyor.

MLKP'nin Rojava ve özgür dağlarda yürüttüğü mücadele ile savaş deneyimlerinin de aktarıldığı belgeselde, Komünist Kadın Örgütü (KKÖ) ve Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) adına yapılmış röportajlar da yer alıyor. Belgeselde ayrıca farklı toplumsal kesimlerden ve uluslardan çok sayıda insan da komünistlerle buluştuktan sonra yaşamlarındaki değişimi anlatıyor.

23 Mart 2019'da katledilen MLKP MK üyesi Baran Serhad'ta atfedilen belgeselin yayınlanması, Türk devletinin Rojava'ya yönelik işgal saldırısı nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmişti.

Belgeselde MLKP'nin Rojava ve Medya Savunma Alanlarındaki savaş pratiği de aktarılırken, geçtiğimiz aylarda işgal edilen Serêkaniyê'de çetelere karşı savaşan komünistler de deneyimlerini aktarıyor.

 Fragmanı izlemek için tıklayınız:

 


21.01.20 / Komünist Devrimci Hareket (TKŞ): ''Efrîn Bizimdir, Direnerek Özgürleştireceğiz''

Komünist Devrimci Hareket ( TKŞ ), Türkiye'nin Efrîn'i işgal edişinin ikinci yılı dolayısıyla "Efrîn bizimdir, direnerek özgürleştireceğiz" başlıklı açıklama yayınladı:

"2 yıl önce Rojava topraklarının önemli bir parçası olan Efrîn kantonunun Türkiye ve desteklediği çeteler tarafından uluslarası bir kuşatma konsepti ile işgal edildi. Devrimimizi parça parça işgal ederek boğma taktiği ile hareket eden işgalci Türk devleti 2 ay süren çağın direnişinin çelikten iradesine çarparak büyük kayıplar verdi. En ağır tekniği olmadan bir adım dahi ilerlemeyen faşist, işgalci Türk devleti başta Rusya, Amerika ve uluslarası emperyalist devletlerinin ve sömürgeci bölge devletlerinin onayı ile işgal hareketini başlattı.
Rusya'nın hava sahasını açarak, ABD, BM, AB gibi diğer emperyalist devletler ve örgütlerin ise Türkiye ve desteklediği çetelerin haftalar ve aylar süren insanlık suçlarına sessiz kaldı. Çünkü hepsi halk düşmanı, hepsi devrim düşmanı. Hepsinin ortak amacı ise bir halklar bahçesini ve özgürlükleri temsil eden Rojava devrimini ve kadın iradesini kırmaktır. Ve Kürdü, Arabı, Alevisi, Ermenisi ile kadın iradesi ile halkların kardeşliğini ve kadın iradesini temsil eden Efrîn'in hedef alınması ise tesadüfü değildir. İşgal sürecinde çocuğu, kadını, yaşlısı ile yüzlerce sivil halk katledildi. Yüzlerce savaşçının şehit düştüğü ve 2 ay süren destansı direnişin ardından Efrini işgal eden TC ve çeteleri başta Efrîn'e çete ailelerini yerleştirerek demografik yapıyı değiştirmeye girişti ve ardından halkın evleri, malları talan edildi, tarihi yerler yok edildi ve Efrîn ile sembolleşen on binlerce zeytin ağaçları kesilerek doğa katliamına girişti. Sivil halk kaçırılarak işkencelerden geçirildi ve kadınlara tecavüz edildi. Osmanlı'nın işgal manzaralarını bir kez daha Efrîn'de devreye sokan TC bu işgal hareketi ile başta Rojava devrimi ile Kürt halkının kazanımlarını ve devrim sayesinde özgürlüklerini elde eden bölge halkının ortak yaşam iradesini hedef aldılar. Bu devrim ile binlerce yıllık erkek egemenliğini gerileten kadın iradesinin kazanımlarını yok etmeyi hedeflediler. Fakat amaçlarına ulaşamadılar. Rojava ve Kuzey Suriye halkları bu işgal saldırısı karşısında kazanımlarını sahiplenmeye devam ettiler.

Buna karşı yok etme konseptine Serêkaniyê ve Girê Spî işgali ile devam eden Türkiye'nin bu gün Rojava devrimini yok etmeyi kendi varlık sebebi olarak gördü. Emperyalist güçler ve sömürgeci bölge devletleri bu işgal hareketine direk ya da dolaylı destek vererek devrimin kazanımlarını en geri noktaya çekerek teslimiyet dayatması yapmak istiyorlar.

Bizler Komünist Devrimci Hareket olarak bir kez daha Rojava devrimi ve Efrin savunmasında şehit düşen binlerce şehidimize tüm halklarımıza sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz. Avestaların, Barinlerin, Tirêjlerin, Özgürlerin, Zeynellerin, İlanların ve Gulanların direniş manifestosu ile devrimimizi ve kazanımlarımı mevzi mevzi savunacağız. Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve işgal altında ki tüm toprakların özgürleştirilmesi varlık sebebimizdir."


19.01.20 / Direniş İşgalcileri Kovacak, Efrîn'i Özgürleştirecek

Faşist Türk devletinin Efrîn'e yönelik 20 Ocak 2018'de başlayan işgali ikinci yılını doldurdu. İşgal saldırısı esnasında binlerce kişi katledildi, yüzbinlerce kişi yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Efrîn yağmalandı, talan edildi. İşgalci AKP rejimi, Efrîn ve çevresinde soykırımı derinleştiriyor. Efrîn halkı halen çemberde tutularak boğulmak isteniyor. Kentte kalan Arap ve Kürt ailelerden binlerce kişi çeteler tarafından alıkonuldu. Hala haber alınamayan yüzlerce kişi var.

Efrîn halkı ve özsavunma güçleri, işgal saldırısına karşı iki ay boyunca canfeda bir direniş sergiledi. Faşist Türk ordusu ve çeteleri, Efrîn dağlarında ve kentlerinde direniş mevzilerinde karşılandı. Tarihe yazılan Efrîn direnişi, dünya halklarının umudu olan Rojava devriminin teslim olmayacağını gösterdi. HBDH güçleri de devrim topraklarını savunmak için Efrîn özsavunma güçleri ile birlikte cephelerde yer aldı. Raco'da, Cindires'te, Mabeta'da şehitler bedeli direnişin en ön saflarında dövüştü.

DEVAMI


15.01.20 / Komünist Tutsak İsmail Yılmaz'a İşkence

2017 yılından beri Elazığ 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi'nde kalan MLKP tutsağı İsmail Yılmaz, hapishanede dayatılan "terör suçlusu" yazılı yaka kartını takmayı reddettiği için 2 yıldır açık görüş, telefon görüşü ve kargo alımı gibi haklarını kullanamıyor. Yılmaz'ın 7 Şubat'ta görülecek karar duruşması için aldığı savunma notlarına hapishane idaresi tarafından el konuldu. Sayım sırasında başındaki beresini çıkartmadığı için de tehdit edildi.
Kulak zarındaki yırtık nedeniyle ertelenmemesi gereken tedavisine kimlik dayatması nedeniyle devam edemezken, ağrı kesici ilaç dahi verilmiyor.
Ayrıca dini bayram, yılbaşı ve doğum günü dışında kitap alamayacağı da cezaevi idaresi tarafından Yılmaz'a bildirildi.
Ezilenlerin Hukuk Bürosu, müvekkili İsmail Yılmaz ve aynı hak ihlallerine maruz kalan Mahmut Soner üzerindeki baskıların derhal son bulmasını istedi.

Yılmaz, Nusaybin özyönetim direnişine katıldığı için ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. İsmail Yılmaz, duruşmada verdiği ifadesinde, "Biz özyönetim direnişi ışığını Paris Komünü'nden aldık. Bugünkü özyönetim direnişlerinin ışığı da yarınların ışığı olacaktır" demişti.

 

 


Arşiv



  Sayfa 12345678
 

 

HBDH



PARTİNİN SESİ



KüRDİSTAN



FESK



 

 

 

MERKEZ KOMİTE



ÖZGüR KADIN



KKÖ



SöYLEşİLER