Tuzla tersanelerinde grev!
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

Son sekiz ayda 18 işçinin yaşamını yitirdiği tersaneler iş cinayetlerine karşı grevle sarsıldı.
Gemi yapım sektörünün kalbi olan Tuzla tersanelerinde artan iş cinayetlerine karşı iki günlük fiili grev çağrısı yapan DİSK'e bağlı Limter-İş sendikası öncülüğünde binlerce işçi iş durdurdu. Grev, çok sayıda taşeron işyerine bölünmüş, dağınık bir havza genelinde yapılan ilk grev olma niteliğini taşıyor.
 
Gözaltılara rağmen grev
Militan sınıf sendikacılığı çizgisiyle yıllardır tersane patronlarına ve sarı sendikacılığa karşı mücadele yürüten Limter-İş'in grev ilanı üzerine telaşa düsen patronların mesai başlangıç saatlerini 06.30'a alması üzerine 27 Şubat günü saat 06.00'da eyleme geçen işçiler ve Limter-İş yöneticileri, tersaneler bölgesinin tüm girişlerinde yolları keserek grev çağrısı yaptı. Tuzla Gemi önünde kurulan grev meydanında toplanan işçiler, yaptıkları konuşmalarla tersane patronlarını teşhir ettiler.
Sendika yöneticileri ve tersane işçileri, "İş cinayetlerinin sorumluları yargılansın; İş güvenliği, işçi sağlığı tedbirleri alınsın; Gurbetçiler için sağlıklı barınma evleri, soyunma dolapları, kaliteli yemek; Taşeronluk sistemi kaldırılsın, tersanelerde sendikamıza temsilcilik açma hakkı verilsin / Limter-İş" yazılı pankart taşıdılar.
Tersaneler bölgesine giden yolu kapatan işçiler, polisin saldırısına uğradı. Bunun üzerine oturma eylemi yapılarak polisin gözaltı saldırısına direnildi. Çıkan arbedede Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinç, Genel Sekreteri Kamber Saygılı, Genel Başkanvekili Hakkı Demiral, Tekstil-Sen Genel Başkanı Ayşe Yumli Yeter ve TÜMTİS yöneticisi Ali Rıza Atik'in de aralarında bulunduğu 75 işçi ve sendikacı gözaltına alındı.
Sabahın erken saatlerinde yaşanan gözaltı, grevi engelleyemedi. "Artık ölmek istemiyoruz", "Gözaltılar serbest bırakılsın", "İşçiyiz haklıyız, Limter-İş'le güçlüyüz" sloganlarıyla oturma eylemi yapan işçiler sendika yöneticileri ve işçilerin serbest bırakılmasını istedi.
Havza çapında greve katılımın % 60'ı bulduğu belirtilirken, bir çok tersanede iş durdu.
 
"Yaşasın sınıf dayanışması!"
Grevci işçilere grevdeki Kocaeli Üniversitesi İşçileri ve Arçelik işçileri de pankart ve dövizleri ile eyleme katılarak destek verdi. DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Tekstil-Sen, Deri-İş, SES, Petrol-İş, Nakliyat-İş, Emekli-Sen, Kristal-İş Gebze Şubesi, TÜMTİS gibi sendikalar ve aralarında Ezilenlerin Sosyalist Platformu, ÇHD, ÖDP, TKP'nin de bulunduğu çok sayıda kurum da eylemde yerini aldı.
Saat 11.00'de "Ya Sendika Ya Ölüm" şiarıyla tersane bölgesinde 24 saatlik oturma eylemi başlatan DİSK'in Genel Başkanı Süleyman Çelebi, grev alanında bir konuşma yaparak, işçilere Limter-İş'te örgütlenme çağrısı yaptı. Çelebi, Limter-İş yöneticilerine yönelik gözaltıyı kınarken, "Bu konu artık Türkiye'nin en temel sorunudur. İş cinayetleri DİSK'in ve Limter-İş'in mücadelesiyle gündeme gelmiştir" dedi. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ise, grev alanına dayanışma için gelmediklerini, kendilerini grevin asli bir katılımcısı olarak gördüklerini açıkladı. ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras da tersane işçilerine destek verdi. Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin, Petrol-İş Genel Mali Sekreteri İbrahim Doğangül, Tümtis Genel Sekreteri Güler Yılmaz, Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi ve çok sayıda sendikacı da birer konuşma yaparak dayanışma duygularını ifade ettiler.
 
Mücadele zafere dek sürecek
Limter-İş sendikası adına sendikanın yöneticilerinden Levent Akhan bir konuşma yaptı. Patronların sendikayı ve grevi yasadışı ilan ettiğine vurgu yapan Akhan, "Soruyoruz; yasalara hangi tersanelerde uyuluyor? Hangisinde ağır işkolu yönetmeliği uygulanıyor? Hangisinde iş güvenliği önlemleri alınıyor?" derken, işçilerin taleplerini dile getirdi, örgütlenme çağrısı yaptı.
Gözaltına alınan 75 işçi ve sendika yöneticisi gün içinde serbest bırakıldı. Doğrudan grev alanına giden işçiler, coşkuyla karşılandı. İşçilere hitaben bir konuşma yapan Limter-İş sendikası Başkanı Cem Dinç, iş cinayetlerinin nedeninin taşeronluk sistemi olduğunu belirterek, "Değil bizi gözaltına almak, tutuklasalar da öldürseler de; kazanana kadar mücadeleye devam edeceğiz" dedi. Dinç, 28 Şubat günü de GİSBİR'in tersaneler bölgesindeki binasına yürüyüş düzenleyeceklerini ilan etti. Limter-İş sendikası Genel Sekreteri Kamber Saygılı, Tümtis Şube Başkanı Çayan Dursun ve Tekstil-Sen Genel Başkanı Ayşe Yumli Yeter de gözaltından çıkmalarının ardından alana gelerek konuşmalar yaptılar.
Tersane işçilerinin grevi, patronları olduğu kadar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını da köşeye sıkıştırdı. Bakan Faruk Çelik, grevcilerin "ideolojik bir şeyin peşinde" olduklarını iddia etti.
Öte yandan çok sayıda demokratik ve devrimci kurum, tersanelere yönelik saldırıyı açıklamalarla kınarken, İstanbul Gazi mahallesi halkı kepenk kapatarak greve destek verdi.
 
Grev ikinci gününde de sürdü
Bütün engellemelere rağmen işçiler 28 Şubat günü de grevi sürdürdü. Sabahın erken saatlerinde grev alanında toplanan işçiler, "Grev, grev, grev", "Tersane işçisi köle değildir", "Yaşasın Tuzla direnişimiz" sloganlarıyla beklediler. Burada konuşma yapan Limter-İş sendikası yöneticileri, "Kölece çalışma koşullarına karşı çıkmak, insanca yaşam istemek ideolojik sendikacılıksa biz ideolojik sendikacılık yapmaya devam edeceğiz" sözleriyle Bakan Faruk Çelik'e yanıt verdiler.
 
Limter-İş'in talepleri kabul edildi
Önceki gün Limter-İş'in görüşme talebini "Limter-İş Başkanı Cem Dinç olmazsa DİSK'le görüşürüz" biçiminde yanıtlayan patronlar örgütü GİSBİR, grev kararlılığı ve DİSK'in "Tersanelerde örgütlü sendikamız Limter-İş'tir. Onun başkanı olmadan görüşmeyiz" tutumu sonucu geri adım atarak, DİSK genel Başkanı Süleyman Çelebi, Limter İş genel başkanı Cem Dinç, DİSK genel sekreteri Tayfun Görgün, DİSK yöneticisi Ali Rıza Küçükosmanoğlu'ndan oluşan bir heyet ile görüştü. İşçi-işveren temsilcileri, TMMOB ve TTB'nin de içinde yer aldığı Tuzla Tersaneler Konseyinin Oluşturulması, bu konseyin tüm işçilerin iş sağlığı ve işgüvenliği koşullarının sağlanması için yetkili kılınması, asıl ve alt işverende çalışan tüm işçilere uluslararası çalışma koşullarının sağlanması, işçilerin özgürce sendikalı olma hakkının sağlanması ve acilen ağır iş kolları yasasının uygulanmasının sağlanması talepleri GİSBİR'e sunuldu.
İşçilerin taleplerini kabul edilebilir olarak tanımlayan GİSBİR yöneticileri, bir haftalık süre talebine bulundu. Sürenin bitiminde yapılacak görüşmede ise anlaşmanın ayrıntıları belirlenecek.
Heyetin grev alanında işçilere yaptığı açıklamanın ardından eylemlerini sonlandıran tersane işçileri, Kadıköy'de Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa tasarısına karşı düzenlenen mitinge katıldı.

 

 

 

 

 

 

Marksist Leninist Komünist Parti Türkiye / Kuzey Kürdistan

 

Parti Ve Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!

Komünist Gençlik Örgütü
 
Komünist Kadın Örgütü
   
Fakirlerin Ve Ezilenlerin Silahlı Kuvvetleri
 
Kürdistan Örgütü

 

 

     Güncel

27.01.20 / TKŞ'den Kobanê Zaferi Açıklaması

Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz

26 Ocak 2015 DAİŞ'in ilk büyük yenilgisini aldığı gündür! Sömürgeci Türk devleti ve DAİŞ Kobanê'de başlayan Rojava ulusal demokratik devrimini Kobanê'yi işgal ederek ezmek istedi. Faşist Erdoğan kendinden emindi, DAİŞ çetelerine çok güveniyordu, bir kaç gün içinde Kobanê düşecekti. Plan sömürgeciliğe aitti, silahları, parayı, çeteleri hepsini o ayarlıyordu. Onun için çıktı televizyona ve 'Kobanê düştü düşecek' dedi. Ama Kobanê'de halk devriminin fedai kahramanları vardı: Arin Mirkan ve Sarya Özgür gibi kadın komutanlar; Heval Numan, Dıjvar, Çekdar, Berxwedan, Serxwebun ve daha yüzlerce fedai savaşçı; Paramaz, Elişer ve Algan Zafir gibi komünistler Kobanê zaferini bedenleriyle tuğla tuğla ördüler. Türkiye ve Kürdistan halkları direnişi sahiplendi, yüzlercesi seferberlik çağrısı ile Kobanê direnişine koştu. 20 Temmuz'da Pirsus'ta şehit düşen 33 genç komünist bize gösterdi ki, daha geride Kobanê için seferber olacak yüzler-binler vardı.

Kobanê'nin direndiğini ve direnişle özgürleştirildi. Kobanê zaferi Rojava devrimini güvence altına alırken, DAİŞ'in yenilgi sürecini de başlattı. Rojava-Kuzey Suriye halkları ilk kez DAİŞ'in yenilebileceğini gördüler ve başta Araplar olmak üzere Kuzey Suriye halkları devrime kitlesel biçimde katılmaya başladılar. Kobanê zaferi ile birlikte Girê Spi özgürleştirildi, Mınbiç, Tabqa-Tişrin ve sonra çetelerin başkent ilan ettikleri Rakka özgürleştirilerek devrim topraklarına dahil edildi. Politik islamcı faşist DAİŞ son olarak Deyr ez Zor'da kuşatıldı, Baxoz'da nihai olarak ezildi.
DAİŞ'le birlikte Türk devletinin planlarının da çöle gömüldü. DAİŞ sonrası emperyalistler arası çelişkilerden faydalanarak sömürgeci Türkiye doğrudan kendi ordusu ile Rojava devrimine karşı saldırıya girişti. Erdoğan Putin'e her türlü rüşvet ve tavizi vererek Ruslarla anlaşıp Efrîn'e saldırdı. Bu saldırıya karşı Efrîn halkı ve rojava devriminin devrimci ordusu direndi. Bu kahraman fedai direniş karşısında NATO'nun en büyük ikinci ordusu dedikleri işgalci ordu iki ay Efrîn'e giremedi.

Emperyalistlerin göz yummasından aldığı cesaretle faşist Erdoğan yüzünü Cizir bölgesine çevirdi. ABD ve Rus emperyalistleriyle yürüttüğü pazarlıklar sonrası Girê Spi ve Serêkaniyê'ye saldırdı. Fırat'tan Dicle'ye kadar tüm Rojava topraklarını işgal etmeyi hedefliyordu. Girê Spi ve Serêkaniyê'deki direniş bu yayılmacı planları bozdu. Ayn İsa ve Til Temir cephelerinden ileriye gidemedi. Ne elindeki teknik ne de para ile satın aldığı başıbozuklar çetesi direniş duvarını aşamadı.
Efrîn hala direniyor, Girê Spi-Serêkaniyê direniyor. Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz. İşgalcileri topraklarımızdan söküp atmak için devrimci savaşımımızı yükseltelim! Biz kazanacağız, Rojava-Kuzey Suriye Halkları kazanacak.

 
Komünist Devrimci Hareket (Tevgera Komunist a Şoreşger- TKŞ )


27.01.20 / Kobanê Halkları Zaferi Kutladı

Kobanê'de Arap ve Kürtlerden oluşan binlerce kişi, Kobanê'nin DAİŞ çetelerinden kurtuluşunun 5'inci ve Kobanê Özerk Yönetimi'nin 6'ncı yıl dönümünü DAİŞ çetelerine karşı yoğun çatışmaların yaşandığı Şehit Egid Meydanı'nda kutladı.

"Tutumunuzda vefakar olun, Kobanê dünya direnişinin başkentidir. Dünya bugün imha tehditleriyle karşı karşıya" şiarıyla düzenlenen kutlamalara Kürt ve Arap halklarının yanı sıra PYD , JKŞ , Kongre Star, TKŞ , TEV- DEM, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Temsilcileri, Minbic ve Gire Spi'den çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

Bölgedeki kadın kurumları ve hareketleri adına konuşan Fırat Bölgesi Yasama Meclisi Eşbaşkanı Fewziyê Ebdi, "Kobanê insanlığın ve barışın simgesi oldu" dedi.
Ebdi, "Suriye, Türk devletinin bölgeye yönelik tehditlerine karşı sınırlarını korumalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye'ye ilişkin anlaşmalar yapan Rusya ve ABD'yi Türk devletinin tehditlerine son vermeye ve göçmenlerin bölgeye güvenli bir şeklide geri dönebilmesi için gerekli koşulları sağlamaya çağırıyoruz" diye belirtti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kadın Komitesi Başkanı Cihan Xidro, "Kobanê'nin özgürleştirilmesi tarihi bölge halkı için bir kıvılcımdır. Kobanê direnişi halkın iradesinin askeri araçlardan daha güçlü olduğunun göstergesidir. DAİŞ'i destekleyen ve farklı gerekçelerle bölgeyi işgal etmeye çalışan Türk devletine karşı direniş devam ediyor" diye belirtti.
Minbic Demokratik Sivil Yönetimi Temsilcisi, Kobanê yönetimine direnişlerinden dolayı ödül verdi.

Etkinlikte müzik grupları Kürtçe ve Arapça şarkılar söyledi.


21.01.20 / MLKP'nin 'Dema Baranan' Belgeseli Tamamlandı

MLKP'nin umut ve zafer yüklü devrim yürüyüşünden bir kesit olarak Yapıcılar Film Kolektifi tarafından hazırlanan "Dema Baranan" belgeseli tamamlandı.

Çekimleri Rojava ve Medya Savunma Alanları'nda gerçekleştirilen belgesel filmde, MLKP'nin 25 yıllık tarihinin yanısıra devrim stratejisi ve politik askeri mücadeleye bakış açısı anlatılıyor. Belgesel için kamera karşısına geçen komünistler, MLKP'nin Türkiye-Kürdistan devriminin yanısıra bölgesel anlamda Ortadoğu devrimine bakış açısını aktarıyor.

MLKP'nin Rojava ve özgür dağlarda yürüttüğü mücadele ile savaş deneyimlerinin de aktarıldığı belgeselde, Komünist Kadın Örgütü (KKÖ) ve Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) adına yapılmış röportajlar da yer alıyor. Belgeselde ayrıca farklı toplumsal kesimlerden ve uluslardan çok sayıda insan da komünistlerle buluştuktan sonra yaşamlarındaki değişimi anlatıyor.

23 Mart 2019'da katledilen MLKP MK üyesi Baran Serhad'ta atfedilen belgeselin yayınlanması, Türk devletinin Rojava'ya yönelik işgal saldırısı nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmişti.

Belgeselde MLKP'nin Rojava ve Medya Savunma Alanlarındaki savaş pratiği de aktarılırken, geçtiğimiz aylarda işgal edilen Serêkaniyê'de çetelere karşı savaşan komünistler de deneyimlerini aktarıyor.

 Fragmanı izlemek için tıklayınız:

 


21.01.20 / Komünist Devrimci Hareket (TKŞ): ''Efrîn Bizimdir, Direnerek Özgürleştireceğiz''

Komünist Devrimci Hareket ( TKŞ ), Türkiye'nin Efrîn'i işgal edişinin ikinci yılı dolayısıyla "Efrîn bizimdir, direnerek özgürleştireceğiz" başlıklı açıklama yayınladı:

"2 yıl önce Rojava topraklarının önemli bir parçası olan Efrîn kantonunun Türkiye ve desteklediği çeteler tarafından uluslarası bir kuşatma konsepti ile işgal edildi. Devrimimizi parça parça işgal ederek boğma taktiği ile hareket eden işgalci Türk devleti 2 ay süren çağın direnişinin çelikten iradesine çarparak büyük kayıplar verdi. En ağır tekniği olmadan bir adım dahi ilerlemeyen faşist, işgalci Türk devleti başta Rusya, Amerika ve uluslarası emperyalist devletlerinin ve sömürgeci bölge devletlerinin onayı ile işgal hareketini başlattı.
Rusya'nın hava sahasını açarak, ABD, BM, AB gibi diğer emperyalist devletler ve örgütlerin ise Türkiye ve desteklediği çetelerin haftalar ve aylar süren insanlık suçlarına sessiz kaldı. Çünkü hepsi halk düşmanı, hepsi devrim düşmanı. Hepsinin ortak amacı ise bir halklar bahçesini ve özgürlükleri temsil eden Rojava devrimini ve kadın iradesini kırmaktır. Ve Kürdü, Arabı, Alevisi, Ermenisi ile kadın iradesi ile halkların kardeşliğini ve kadın iradesini temsil eden Efrîn'in hedef alınması ise tesadüfü değildir. İşgal sürecinde çocuğu, kadını, yaşlısı ile yüzlerce sivil halk katledildi. Yüzlerce savaşçının şehit düştüğü ve 2 ay süren destansı direnişin ardından Efrini işgal eden TC ve çeteleri başta Efrîn'e çete ailelerini yerleştirerek demografik yapıyı değiştirmeye girişti ve ardından halkın evleri, malları talan edildi, tarihi yerler yok edildi ve Efrîn ile sembolleşen on binlerce zeytin ağaçları kesilerek doğa katliamına girişti. Sivil halk kaçırılarak işkencelerden geçirildi ve kadınlara tecavüz edildi. Osmanlı'nın işgal manzaralarını bir kez daha Efrîn'de devreye sokan TC bu işgal hareketi ile başta Rojava devrimi ile Kürt halkının kazanımlarını ve devrim sayesinde özgürlüklerini elde eden bölge halkının ortak yaşam iradesini hedef aldılar. Bu devrim ile binlerce yıllık erkek egemenliğini gerileten kadın iradesinin kazanımlarını yok etmeyi hedeflediler. Fakat amaçlarına ulaşamadılar. Rojava ve Kuzey Suriye halkları bu işgal saldırısı karşısında kazanımlarını sahiplenmeye devam ettiler.

Buna karşı yok etme konseptine Serêkaniyê ve Girê Spî işgali ile devam eden Türkiye'nin bu gün Rojava devrimini yok etmeyi kendi varlık sebebi olarak gördü. Emperyalist güçler ve sömürgeci bölge devletleri bu işgal hareketine direk ya da dolaylı destek vererek devrimin kazanımlarını en geri noktaya çekerek teslimiyet dayatması yapmak istiyorlar.

Bizler Komünist Devrimci Hareket olarak bir kez daha Rojava devrimi ve Efrin savunmasında şehit düşen binlerce şehidimize tüm halklarımıza sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz. Avestaların, Barinlerin, Tirêjlerin, Özgürlerin, Zeynellerin, İlanların ve Gulanların direniş manifestosu ile devrimimizi ve kazanımlarımı mevzi mevzi savunacağız. Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve işgal altında ki tüm toprakların özgürleştirilmesi varlık sebebimizdir."


19.01.20 / Direniş İşgalcileri Kovacak, Efrîn'i Özgürleştirecek

Faşist Türk devletinin Efrîn'e yönelik 20 Ocak 2018'de başlayan işgali ikinci yılını doldurdu. İşgal saldırısı esnasında binlerce kişi katledildi, yüzbinlerce kişi yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Efrîn yağmalandı, talan edildi. İşgalci AKP rejimi, Efrîn ve çevresinde soykırımı derinleştiriyor. Efrîn halkı halen çemberde tutularak boğulmak isteniyor. Kentte kalan Arap ve Kürt ailelerden binlerce kişi çeteler tarafından alıkonuldu. Hala haber alınamayan yüzlerce kişi var.

Efrîn halkı ve özsavunma güçleri, işgal saldırısına karşı iki ay boyunca canfeda bir direniş sergiledi. Faşist Türk ordusu ve çeteleri, Efrîn dağlarında ve kentlerinde direniş mevzilerinde karşılandı. Tarihe yazılan Efrîn direnişi, dünya halklarının umudu olan Rojava devriminin teslim olmayacağını gösterdi. HBDH güçleri de devrim topraklarını savunmak için Efrîn özsavunma güçleri ile birlikte cephelerde yer aldı. Raco'da, Cindires'te, Mabeta'da şehitler bedeli direnişin en ön saflarında dövüştü.

DEVAMI


15.01.20 / Komünist Tutsak İsmail Yılmaz'a İşkence

2017 yılından beri Elazığ 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi'nde kalan MLKP tutsağı İsmail Yılmaz, hapishanede dayatılan "terör suçlusu" yazılı yaka kartını takmayı reddettiği için 2 yıldır açık görüş, telefon görüşü ve kargo alımı gibi haklarını kullanamıyor. Yılmaz'ın 7 Şubat'ta görülecek karar duruşması için aldığı savunma notlarına hapishane idaresi tarafından el konuldu. Sayım sırasında başındaki beresini çıkartmadığı için de tehdit edildi.
Kulak zarındaki yırtık nedeniyle ertelenmemesi gereken tedavisine kimlik dayatması nedeniyle devam edemezken, ağrı kesici ilaç dahi verilmiyor.
Ayrıca dini bayram, yılbaşı ve doğum günü dışında kitap alamayacağı da cezaevi idaresi tarafından Yılmaz'a bildirildi.
Ezilenlerin Hukuk Bürosu, müvekkili İsmail Yılmaz ve aynı hak ihlallerine maruz kalan Mahmut Soner üzerindeki baskıların derhal son bulmasını istedi.

Yılmaz, Nusaybin özyönetim direnişine katıldığı için ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. İsmail Yılmaz, duruşmada verdiği ifadesinde, "Biz özyönetim direnişi ışığını Paris Komünü'nden aldık. Bugünkü özyönetim direnişlerinin ışığı da yarınların ışığı olacaktır" demişti.

 

 


Arşiv



  Sayfa 12345678
 

 

HBDH



PARTİNİN SESİ



KüRDİSTAN



FESK



 

 

 

MERKEZ KOMİTE



ÖZGüR KADIN



KKÖ



SöYLEşİLER