"Bu Devrim Gençliğin Devrimidir "
Share on Facebook Share on Twitter
 
Diğer yazılar
 

 

Ortadoğu Gençlik Konferansının hazırlık komitesinde ve delegasyonunda yer alan Ciwanên Komûnîst ên Şoreşger- CKŞ temsilcilerinden Şoreş Serhildan ile yapılan bir röportaj.

Rojava devrim topraklarında 2. Ortadoğu konferansı gerçekleştirildi, konferansta önemli kararlar alındı. Konferansta alınan bu kararlar önümüzdeki dönem mücadelesi açısından nasıl bir öneme sahip?
Başta belirtmeliyim ki konferansımızın devrimimizin topraklarında yapılması bizim için gurur vericidir. Biliyoruz ki bu devrim gençliğin öncülüğünde gerçekleşmiş ve binlerce kadın erkek genç savaşçının ölümsüzleşmesiyle zafere ulaşmıştır. Gençlik eylemleri ve devrimi sahiplenişiyle umudu büyütmüştür. Emekçi halk gençliğinin devrimdeki rollerini gözler önüne sermiştir. Bu bizim için çok önemlidir. Çünkü, diğer isyan coğrafyalarında, yüzbinlerce genç sokakları doldurduğu halde, bu düzeyde bir rol oynayamadı. {divide}Ne yazık ki, örgütlülük düzeyleri zayıf, devrimin zaferini güvenceleyecek savunma araç ve kurumlarından uzaklardı. Konferansta, bu deneyimleri konuşmaya, ortak bir bakış açısı geliştirmeye çalıştık. Biz de devrimin komünist genç rengi olarak konferansta yerimizi aldık. Görüş ve perspektiflerimizi katılımcılara ulaştırmaya çalıştık.
Biliyoruz ki gençlik Ortadoğu'da ayaklanmaların öncülüğünü yapmıştır. Tunus'tan Mısır'a, Cezayir'den Ürdün'e kadar pek çok ülkede, sokaklarda en önde gençler yerlerini almıştır. Bu noktada Tunus'ta gençliğe dayatılan yoksulluk ve geleceksizliğe karşı kendini yakan genç Muhammed Buazizi'yi anmak isterim. Buazizi kapitalist sistemin dünyada ya da bölgede gençliğe hiçbir şey veremeyeceğini görmüş umudunun ve gelecek düşlerinin elinden alınmasına karşı, bir isyan eylemini fitillemiş, halklara ve gençlere işaret fişeği olmuştur.
Arap coğrafyasında ve bölgede milyonlarca insan sokaklara çıkarak, mevcut rejimlerden hoşnutsuzluğunu dile getirmiş, "başka" bir dünya isteğini haykırmıştı. Ancak örgütsüz ve parçalı bir mücadele yeni bir alternatif yaratma noktasında başarısızlığı beraberinde getirmiştir. Rojava devriminden de görülebileceği gibi bambaşka sonuçlar yaratabilecek bu isyan dalgası, İhvan'ın, Kaide, Nusra ve nihayetinde DAİŞ'in karanlığına hapsolmuş, Suriye örneğindeki gibi ayrıca Ceyşul Hur (Özgür Suriye Ordusu) gibileri tarafından başkalarının aleti olmuştur.
Diğerleri bir yana, bu isyan dalgasından tek gerçek alternatif Rojava devriminde somutlaşmıştır. Mesela Tunus'ta, Mısır'da süreç başka türlü gelişebilirdi. Ancak oradaki temel sorun da, ayaklanmalara önderlik edecek cesaretli siyaset, örgüt ve araçların olmayışı ya da öncülerce bunların doğru kullanılmayışıydı. Bu isyan aydınlığını DAİŞ karanlığına, onun lanetli girdabına sokanlar emperyalister ve bölgenin gerici devletleri oldu. Bunların karşısında güçlü ve birleşik bir alternatifle çıkılamadı. Bunun tek istisnası Rojava'dır. Onun da nihayi sonucu ne mutlu ki, devrimdir.
Tam da burada bu konferansın önemine değinebiliriz. 2. Ortadoğu Gençlik Konferansı hem bu süreçleri tartışmış hem de, gençliğin örgütlü ve birleşik devrimci mücadelesinde önemli bir adım olmuştur. Elbette ki bu konferans her şeyi tartışıp çözmüş değildir. Zaten böyle bir iddiası da yoktur. Gündemdeki konular ve sorunların çoğu tarihseldir ve ancak başka bir pencereden bakılırsa, çözüm imkanları görülebilir. Bu konferans bir yön göstermiş, gençliğe başka türlü bir çizginin mümkün olduğunu anlatmaya, göstermeye çalışmıştır. Bazı ülke delegasyonlarının, kendi devletlerinin, bazılarının da KDP-Barzani engeline takılarak geçiş yapamamış olması, kimlerin neden korktuğunu bir kez daha göstermiştir. Tüm bu verilerin ışığında yeniden vurgulamalıyım ki Konferans Ortadoğu gençliği bakımından değerli ve önemli bir adımdır. 15 farklı ülkeden gelen, farklı ulusal-mezhepsel ve sınıfsal kimliklere sahip 300'ü aşkın devrimci genç, devrim topraklarında geleceğini tartışmıştır.
Konferansa katılan gençlik kendi geleceğinin aynı zamanda toplumun geleceği anlamına geldiğini vurgulamış, bu dönemde, daha aktif bir rol oynamak ve bu tartışmaların devamlılığı açısından önemli kararlar almıştır. Biz CKŞ olarak, halk isyanlarının devrim ve sosyalizm ekseninde ilerletilmesinin önemini vurgulayıp, tek yolun devrim olduğunun altını çizmeye çalıştık. Konferans kalabalık ve farklı çizgi ve eğilimlere sahip gruplardan oluştuğu için, devrimci-demokratik bir eksende buluşmaya gayret ettik.
Diyebilirim ki, bileşenlerin farklılıklarına rağmen ideolojik ve siyasal perspektiflerde asgari müştereklerde buluşmak mümkün olmuştur. Gelecekte daha güçlü bir gençlik hareketi oluşturmak için bir dizi kararlar almıştır. Bunların başında da, yeni kurulan Ortadoğu Devrimci Gençlik Meclisi örgütlenmesi gelmektedir. Bu gençliğin birleşik direnişi ve dayanışması için olumlu bir adımdır. Hakkınca, işletilir, görev ve sorumluluklar yerine getirilirse, başarmaması için hiç bir neden yoktur.
CKŞ olarak aynı zamanda yeni kurulan Ortadoğu Devrimci Gençlik Meclisinde yer alıyorsunuz, bu konferansın sonuçlarının yansımaları nasıl olacak?
Biz CKŞ olarak konferansta önerisini de yaptığımız Ortadoğu Devrimci Gençlik Meclisini önemsiyoruz. Tartışmaların ve ortaya çıkan kararlaşmaların bir örgütle tamamlanma ihtiyacı vardı. Kurulan meclis buna hizmet edecektir. Başta alınan kararları uygulama noktasında ve gençliğin Ortadoğuda iletişim ve deneyim aktarma olanaklarını güçlendireceğini düşünüyoruz. Ayrıca hem gerici bölge devletlerine karşı mücadaleyi büyüteceğini hem de emperyalistlerin vahşice Ortadoğu topraklarına saldırma ve yağmalama planlarına karşı gençliği örgütleyeceğini düşünüyoruz.
Bu gün Ortadoğu yeni devrimlere gebedir. Buazzizileri kendilerini yakmaya mecbur ederek, onları bir isyan ateşine çevirten, kapitalist sistemin uluslararası ve bölgesel krizleri daha da derinleşiyor. Sömürücü egemenlerin böylesi krizler içerisinde olduğu bir dönemde eğer dinamik güç olan gençlik örgütsüz ise karşımıza çıkan olanakları değerlendiremeyiz.
Bu gün belki daha kuruluş süreci tamamlanmakta olan Ortadoğu Devrimci Gençlik Meclisine böyle bir misyon biçmek için erken ancak biz umutluyuz. Devrimci gençlik meclisi örgütlü bir konuma geldiğinde Ortadoğu'da öncü misyonu oynayabilecektir. Bu doğrultuda biz de Gençlik Meclisinde yerimizi aldik ve burada üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışacağız.

Son olarak bir çağrınız veya söylemek istediğiniz birşey varmı?
Devrim topraklarında Ortadoğu gençliği olarak mütevazi ama önemli bir adım attık. Bu adım bizlerin daha güçlü katılımı ile somutlaşacak ve gelişecektir. Ve bu mütevazi adımlarımız büyük zaferlerimizin habercisi olacaktır.
İkincisini direniş ve düşlerin kenti Kobanê'de gerçekleştirdiğimiz bu konferans gençliğe umut ve moral taşımıştır. Bizler de CKŞ olarak umudun yeşerdiği bu torpraklardan bir çağrı yapıyoruz.
Faşist Türk devletinin işgal tehditlerine ve emperyalist kapitalist sisteme karşı gençlik sömürgeci, anti emperyalist ve anti kapitalist mücadeleye katılmalı ve mücadeleyi büyütmelidir.
Rojava devrimi gibi bir örnek Ortadoğu gençliğinin önündedir. Bu devrim gençliğin devrimidir ve her bir gencin ve gençlik örgütünün bu devrimi savunma ve büyütme görevi vardır. Bu doğrultuda gençliği bu genç devrimi sahiplenmeye çağırıyoruz.
2. Ortadoğu gençlik konferansı gençliğe ve halklarımıza kutlu olsun.

 

 

 

 

 

 

Marksist Leninist Komünist Parti Türkiye / Kuzey Kürdistan

 

Parti Ve Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!

Komünist Gençlik Örgütü
 
Komünist Kadın Örgütü
   
Fakirlerin Ve Ezilenlerin Silahlı Kuvvetleri
 
Kürdistan Örgütü

 

 

     Güncel

27.01.20 / TKŞ'den Kobanê Zaferi Açıklaması

Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz

26 Ocak 2015 DAİŞ'in ilk büyük yenilgisini aldığı gündür! Sömürgeci Türk devleti ve DAİŞ Kobanê'de başlayan Rojava ulusal demokratik devrimini Kobanê'yi işgal ederek ezmek istedi. Faşist Erdoğan kendinden emindi, DAİŞ çetelerine çok güveniyordu, bir kaç gün içinde Kobanê düşecekti. Plan sömürgeciliğe aitti, silahları, parayı, çeteleri hepsini o ayarlıyordu. Onun için çıktı televizyona ve 'Kobanê düştü düşecek' dedi. Ama Kobanê'de halk devriminin fedai kahramanları vardı: Arin Mirkan ve Sarya Özgür gibi kadın komutanlar; Heval Numan, Dıjvar, Çekdar, Berxwedan, Serxwebun ve daha yüzlerce fedai savaşçı; Paramaz, Elişer ve Algan Zafir gibi komünistler Kobanê zaferini bedenleriyle tuğla tuğla ördüler. Türkiye ve Kürdistan halkları direnişi sahiplendi, yüzlercesi seferberlik çağrısı ile Kobanê direnişine koştu. 20 Temmuz'da Pirsus'ta şehit düşen 33 genç komünist bize gösterdi ki, daha geride Kobanê için seferber olacak yüzler-binler vardı.

Kobanê'nin direndiğini ve direnişle özgürleştirildi. Kobanê zaferi Rojava devrimini güvence altına alırken, DAİŞ'in yenilgi sürecini de başlattı. Rojava-Kuzey Suriye halkları ilk kez DAİŞ'in yenilebileceğini gördüler ve başta Araplar olmak üzere Kuzey Suriye halkları devrime kitlesel biçimde katılmaya başladılar. Kobanê zaferi ile birlikte Girê Spi özgürleştirildi, Mınbiç, Tabqa-Tişrin ve sonra çetelerin başkent ilan ettikleri Rakka özgürleştirilerek devrim topraklarına dahil edildi. Politik islamcı faşist DAİŞ son olarak Deyr ez Zor'da kuşatıldı, Baxoz'da nihai olarak ezildi.
DAİŞ'le birlikte Türk devletinin planlarının da çöle gömüldü. DAİŞ sonrası emperyalistler arası çelişkilerden faydalanarak sömürgeci Türkiye doğrudan kendi ordusu ile Rojava devrimine karşı saldırıya girişti. Erdoğan Putin'e her türlü rüşvet ve tavizi vererek Ruslarla anlaşıp Efrîn'e saldırdı. Bu saldırıya karşı Efrîn halkı ve rojava devriminin devrimci ordusu direndi. Bu kahraman fedai direniş karşısında NATO'nun en büyük ikinci ordusu dedikleri işgalci ordu iki ay Efrîn'e giremedi.

Emperyalistlerin göz yummasından aldığı cesaretle faşist Erdoğan yüzünü Cizir bölgesine çevirdi. ABD ve Rus emperyalistleriyle yürüttüğü pazarlıklar sonrası Girê Spi ve Serêkaniyê'ye saldırdı. Fırat'tan Dicle'ye kadar tüm Rojava topraklarını işgal etmeyi hedefliyordu. Girê Spi ve Serêkaniyê'deki direniş bu yayılmacı planları bozdu. Ayn İsa ve Til Temir cephelerinden ileriye gidemedi. Ne elindeki teknik ne de para ile satın aldığı başıbozuklar çetesi direniş duvarını aşamadı.
Efrîn hala direniyor, Girê Spi-Serêkaniyê direniyor. Kobanê'yi nasıl özgürleştirdiysek Efrîn'i, Girê Spi'yi, Serêkaniyê'yi de özgürleştireceğiz. İşgalcileri topraklarımızdan söküp atmak için devrimci savaşımımızı yükseltelim! Biz kazanacağız, Rojava-Kuzey Suriye Halkları kazanacak.

 
Komünist Devrimci Hareket (Tevgera Komunist a Şoreşger- TKŞ )


27.01.20 / Kobanê Halkları Zaferi Kutladı

Kobanê'de Arap ve Kürtlerden oluşan binlerce kişi, Kobanê'nin DAİŞ çetelerinden kurtuluşunun 5'inci ve Kobanê Özerk Yönetimi'nin 6'ncı yıl dönümünü DAİŞ çetelerine karşı yoğun çatışmaların yaşandığı Şehit Egid Meydanı'nda kutladı.

"Tutumunuzda vefakar olun, Kobanê dünya direnişinin başkentidir. Dünya bugün imha tehditleriyle karşı karşıya" şiarıyla düzenlenen kutlamalara Kürt ve Arap halklarının yanı sıra PYD , JKŞ , Kongre Star, TKŞ , TEV- DEM, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Temsilcileri, Minbic ve Gire Spi'den çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

Bölgedeki kadın kurumları ve hareketleri adına konuşan Fırat Bölgesi Yasama Meclisi Eşbaşkanı Fewziyê Ebdi, "Kobanê insanlığın ve barışın simgesi oldu" dedi.
Ebdi, "Suriye, Türk devletinin bölgeye yönelik tehditlerine karşı sınırlarını korumalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye'ye ilişkin anlaşmalar yapan Rusya ve ABD'yi Türk devletinin tehditlerine son vermeye ve göçmenlerin bölgeye güvenli bir şeklide geri dönebilmesi için gerekli koşulları sağlamaya çağırıyoruz" diye belirtti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kadın Komitesi Başkanı Cihan Xidro, "Kobanê'nin özgürleştirilmesi tarihi bölge halkı için bir kıvılcımdır. Kobanê direnişi halkın iradesinin askeri araçlardan daha güçlü olduğunun göstergesidir. DAİŞ'i destekleyen ve farklı gerekçelerle bölgeyi işgal etmeye çalışan Türk devletine karşı direniş devam ediyor" diye belirtti.
Minbic Demokratik Sivil Yönetimi Temsilcisi, Kobanê yönetimine direnişlerinden dolayı ödül verdi.

Etkinlikte müzik grupları Kürtçe ve Arapça şarkılar söyledi.


21.01.20 / MLKP'nin 'Dema Baranan' Belgeseli Tamamlandı

MLKP'nin umut ve zafer yüklü devrim yürüyüşünden bir kesit olarak Yapıcılar Film Kolektifi tarafından hazırlanan "Dema Baranan" belgeseli tamamlandı.

Çekimleri Rojava ve Medya Savunma Alanları'nda gerçekleştirilen belgesel filmde, MLKP'nin 25 yıllık tarihinin yanısıra devrim stratejisi ve politik askeri mücadeleye bakış açısı anlatılıyor. Belgesel için kamera karşısına geçen komünistler, MLKP'nin Türkiye-Kürdistan devriminin yanısıra bölgesel anlamda Ortadoğu devrimine bakış açısını aktarıyor.

MLKP'nin Rojava ve özgür dağlarda yürüttüğü mücadele ile savaş deneyimlerinin de aktarıldığı belgeselde, Komünist Kadın Örgütü (KKÖ) ve Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) adına yapılmış röportajlar da yer alıyor. Belgeselde ayrıca farklı toplumsal kesimlerden ve uluslardan çok sayıda insan da komünistlerle buluştuktan sonra yaşamlarındaki değişimi anlatıyor.

23 Mart 2019'da katledilen MLKP MK üyesi Baran Serhad'ta atfedilen belgeselin yayınlanması, Türk devletinin Rojava'ya yönelik işgal saldırısı nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmişti.

Belgeselde MLKP'nin Rojava ve Medya Savunma Alanlarındaki savaş pratiği de aktarılırken, geçtiğimiz aylarda işgal edilen Serêkaniyê'de çetelere karşı savaşan komünistler de deneyimlerini aktarıyor.

 Fragmanı izlemek için tıklayınız:

 


21.01.20 / Komünist Devrimci Hareket (TKŞ): ''Efrîn Bizimdir, Direnerek Özgürleştireceğiz''

Komünist Devrimci Hareket ( TKŞ ), Türkiye'nin Efrîn'i işgal edişinin ikinci yılı dolayısıyla "Efrîn bizimdir, direnerek özgürleştireceğiz" başlıklı açıklama yayınladı:

"2 yıl önce Rojava topraklarının önemli bir parçası olan Efrîn kantonunun Türkiye ve desteklediği çeteler tarafından uluslarası bir kuşatma konsepti ile işgal edildi. Devrimimizi parça parça işgal ederek boğma taktiği ile hareket eden işgalci Türk devleti 2 ay süren çağın direnişinin çelikten iradesine çarparak büyük kayıplar verdi. En ağır tekniği olmadan bir adım dahi ilerlemeyen faşist, işgalci Türk devleti başta Rusya, Amerika ve uluslarası emperyalist devletlerinin ve sömürgeci bölge devletlerinin onayı ile işgal hareketini başlattı.
Rusya'nın hava sahasını açarak, ABD, BM, AB gibi diğer emperyalist devletler ve örgütlerin ise Türkiye ve desteklediği çetelerin haftalar ve aylar süren insanlık suçlarına sessiz kaldı. Çünkü hepsi halk düşmanı, hepsi devrim düşmanı. Hepsinin ortak amacı ise bir halklar bahçesini ve özgürlükleri temsil eden Rojava devrimini ve kadın iradesini kırmaktır. Ve Kürdü, Arabı, Alevisi, Ermenisi ile kadın iradesi ile halkların kardeşliğini ve kadın iradesini temsil eden Efrîn'in hedef alınması ise tesadüfü değildir. İşgal sürecinde çocuğu, kadını, yaşlısı ile yüzlerce sivil halk katledildi. Yüzlerce savaşçının şehit düştüğü ve 2 ay süren destansı direnişin ardından Efrini işgal eden TC ve çeteleri başta Efrîn'e çete ailelerini yerleştirerek demografik yapıyı değiştirmeye girişti ve ardından halkın evleri, malları talan edildi, tarihi yerler yok edildi ve Efrîn ile sembolleşen on binlerce zeytin ağaçları kesilerek doğa katliamına girişti. Sivil halk kaçırılarak işkencelerden geçirildi ve kadınlara tecavüz edildi. Osmanlı'nın işgal manzaralarını bir kez daha Efrîn'de devreye sokan TC bu işgal hareketi ile başta Rojava devrimi ile Kürt halkının kazanımlarını ve devrim sayesinde özgürlüklerini elde eden bölge halkının ortak yaşam iradesini hedef aldılar. Bu devrim ile binlerce yıllık erkek egemenliğini gerileten kadın iradesinin kazanımlarını yok etmeyi hedeflediler. Fakat amaçlarına ulaşamadılar. Rojava ve Kuzey Suriye halkları bu işgal saldırısı karşısında kazanımlarını sahiplenmeye devam ettiler.

Buna karşı yok etme konseptine Serêkaniyê ve Girê Spî işgali ile devam eden Türkiye'nin bu gün Rojava devrimini yok etmeyi kendi varlık sebebi olarak gördü. Emperyalist güçler ve sömürgeci bölge devletleri bu işgal hareketine direk ya da dolaylı destek vererek devrimin kazanımlarını en geri noktaya çekerek teslimiyet dayatması yapmak istiyorlar.

Bizler Komünist Devrimci Hareket olarak bir kez daha Rojava devrimi ve Efrin savunmasında şehit düşen binlerce şehidimize tüm halklarımıza sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz. Avestaların, Barinlerin, Tirêjlerin, Özgürlerin, Zeynellerin, İlanların ve Gulanların direniş manifestosu ile devrimimizi ve kazanımlarımı mevzi mevzi savunacağız. Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve işgal altında ki tüm toprakların özgürleştirilmesi varlık sebebimizdir."


19.01.20 / Direniş İşgalcileri Kovacak, Efrîn'i Özgürleştirecek

Faşist Türk devletinin Efrîn'e yönelik 20 Ocak 2018'de başlayan işgali ikinci yılını doldurdu. İşgal saldırısı esnasında binlerce kişi katledildi, yüzbinlerce kişi yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Efrîn yağmalandı, talan edildi. İşgalci AKP rejimi, Efrîn ve çevresinde soykırımı derinleştiriyor. Efrîn halkı halen çemberde tutularak boğulmak isteniyor. Kentte kalan Arap ve Kürt ailelerden binlerce kişi çeteler tarafından alıkonuldu. Hala haber alınamayan yüzlerce kişi var.

Efrîn halkı ve özsavunma güçleri, işgal saldırısına karşı iki ay boyunca canfeda bir direniş sergiledi. Faşist Türk ordusu ve çeteleri, Efrîn dağlarında ve kentlerinde direniş mevzilerinde karşılandı. Tarihe yazılan Efrîn direnişi, dünya halklarının umudu olan Rojava devriminin teslim olmayacağını gösterdi. HBDH güçleri de devrim topraklarını savunmak için Efrîn özsavunma güçleri ile birlikte cephelerde yer aldı. Raco'da, Cindires'te, Mabeta'da şehitler bedeli direnişin en ön saflarında dövüştü.

DEVAMI


15.01.20 / Komünist Tutsak İsmail Yılmaz'a İşkence

2017 yılından beri Elazığ 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi'nde kalan MLKP tutsağı İsmail Yılmaz, hapishanede dayatılan "terör suçlusu" yazılı yaka kartını takmayı reddettiği için 2 yıldır açık görüş, telefon görüşü ve kargo alımı gibi haklarını kullanamıyor. Yılmaz'ın 7 Şubat'ta görülecek karar duruşması için aldığı savunma notlarına hapishane idaresi tarafından el konuldu. Sayım sırasında başındaki beresini çıkartmadığı için de tehdit edildi.
Kulak zarındaki yırtık nedeniyle ertelenmemesi gereken tedavisine kimlik dayatması nedeniyle devam edemezken, ağrı kesici ilaç dahi verilmiyor.
Ayrıca dini bayram, yılbaşı ve doğum günü dışında kitap alamayacağı da cezaevi idaresi tarafından Yılmaz'a bildirildi.
Ezilenlerin Hukuk Bürosu, müvekkili İsmail Yılmaz ve aynı hak ihlallerine maruz kalan Mahmut Soner üzerindeki baskıların derhal son bulmasını istedi.

Yılmaz, Nusaybin özyönetim direnişine katıldığı için ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. İsmail Yılmaz, duruşmada verdiği ifadesinde, "Biz özyönetim direnişi ışığını Paris Komünü'nden aldık. Bugünkü özyönetim direnişlerinin ışığı da yarınların ışığı olacaktır" demişti.

 

 


Arşiv



  Sayfa 12345678
 

 

HBDH



PARTİNİN SESİ



KüRDİSTAN



FESK



 

 

 

MERKEZ KOMİTE



ÖZGüR KADIN



KKÖ



SöYLEşİLER